MURİS MUVAZAASI (MİRASTAN MAL KAÇIRMA)
- Muvazaa
Muvazaa TDK terim tanımı ile “Hukuki işlemlerde tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında bir hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmaları.” şeklinde tanımlanmaktadır. Mutlak ve Nispi muvazaa olarak iki şekilde ele alınmaktadır.
Mutlak muvazaada tarafların herhangi bir işlem yapma iradeleri bulunmamalarına rağmen yalnızca aldatma kastıyla yaptıkları işlemler mevcuttur. En tipik örnek olarak kişinin alacaklılarından malvarlığını kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere yaptığı devir söylenebilir.
Nispi muvazaada ise taraflar işlem yapmayı istemekte ve yapmaktadırlar. Ancak istedikleri işlemi üçüncü kişileri aldatmak amacıyla başka bir şekilde yaparak gizlemektedirler. Yine burada da en tipik örnek olarak babanın ölmeden önce çocuklarından birine taşınmazını satmış gibi göstermesi söylenebilir.
İsviçre Federal Mahkemesinin bir kararında muvazaa “Taraflar, irade beyanlarının objektif anlamına bağlı bulunan hukuki sonuçların meydana gelmeyeceğini kararlaştırdıkları ve böylece sırf görünürde bir sözleşme kurmak istedikleri takdirde, yaptıkları işlem muvazaalıdır”şeklinde tanımlanmıştır.
- Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Nedir?
Hukukumuzda muvazaa davalarından en çok karşılaşılan dava türü “muris muvazaası” olarak karşımıza çıkmaktadır. İçtihatlarla şekillenmiş bir alan olduğunu da belirtmek gerekir.
Tanım olarak, Mirasbırakan ile lehine tasarruftan bulunan kişinin, saklı pay sahibi olsun veyaolmasın mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yaptıkları anlaşmaya dayanan muvazaatürüne muris muvazaası denilmektedir. Bir gizli bağış sözleşmesi söz konusudur. Halk arasında mirastan mal kaçırma olarak bilinir.
- Unsurları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16.06.2010 Tarihli 2010/1-295 esas numaralı, 2010/333 sayılı kararında, muris muvazaasının 4 unsurdan oluştuğunu ifade etmiştir. Bunlar; görünüşteki sözleşme, üçüncü şahısları aldatma amacı, tarafların beyanları ile iradeleri arasında isteyerek meydana getirdikleri uyumsuzluğu açıklayan muvazaa anlaşması ve son olarak gizli sözleşmedir.
Görünüşteki sözleşme; mirasbırakanın mirasçıları aldatmak amacıyla karşı tarafla yaptığı iradesine uygun düşmeyen, hüküm ve sonuç doğurmayacak biçimde düzenlediği sözleşmedir.
Üçüncü şahısları aldatma amacı;muris, karşı taraf ile görünüşte yaptığı sözleşmeyi değil, mirasçıları aldatmayı amaç edinmiştir.
Tarafların beyanları ile iradeleri arasında isteyerek meydana getirdikleri uyumsuzluğu açıklayan muvazaa anlaşması; muris ile karşı taraf arasında yapılan anlaşma ile görünüşte yapılan sözleşmenin niteliği değişir ve muvazaalı bir işlem haline gelir. Herhangi bir şekil şartı yoktur.
Gizli sözleşme; Muris muvazaasının son unsurudur. Muris, görünürde bir satış sözleşmesi yapmasına karşın; gerçek iradesiyle malını bağış yoluyla devretmek istemektedir.
- Muris Muvazaası Sayılmayan Haller
– Murisin gerçek bedelini alarak yapmış olduğu satışlarda muvazaadan söz edilemez.
– Murisin kendisine ait olan tapulu bir taşınmazın, bağış yolu ile temlik edilmesi durumunda da muvazaadan söz edilemeyebilir.
– Murisin, bir gizleme amacı olmadan, karşılıklı bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemesi halinde yapılan kazandırma geçerlidir.
– Murisin sağlığında, makul ölçüler içerisinde, dengeli şekilde paylaştırmada bulunursa; herhangi bir aldatma amacı gütmediğinden sözleşme geçerli sayılacaktır.
Her somut olayın hukuki zeminde, kendi şartları dâhilinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmek gerekir.
- Muvazaa ile Hile Arasındaki Fark
Muvazaa ve hile yer yer karıştırılan iki kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple bu iki kavram arasındaki farka değinilme gereği duyulmuştur.
Muvazaa ile hile arasındaki temel fark; muvazaada bir tarafın, karşı taraf ile anlaşarak üçüncü kişileri aldatma niyeti ile hareket etmesinden söz edilirken, hilede bir tarafın, karşı tarafı aldatarak kendisiyle sözleşme kurması hususunda rızasını almak niyeti ile hareket etmesinden söz edilmektedir.
- Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası
Muris muvazaası nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde incelenir. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi iken, yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Davaya konu birden fazla taşınmaz varsa taşınmazlardan herhangi birinin kayıtlı olduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Saklı pay hakkına sahip olsun ya da olmasın, mirasçıların tamamı muris muvazaası hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davası açabilir. Bu durum öğretide eleştirilmiştir.
Murisin vefatıyla açılabilecek olan dava için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre yoktur.
- İspat
Yargıtay’da yerleşik olan uygulamaya göre, davacı, mirasbırakanın kendisini miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçek iradesinde bağışlamak istediği taşınmazını, tapu sicil memuru önünde iradesini satım veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklayarak aldatma niyetiyle temlik ettiğini kanıtlamalıdır. Aksi takdirde, açılan muris muvazaasına ilişkin dava reddolunur.
Belirtmek gerekir ki, temel bir unsur olarak mirasçıları aldatma niyetinin yokluğu muvazaa nedenini ortadan kaldırır.
Ancak uygulamada bu hususu ispata yönelik çokça öne sürülen bir gerekçe olarak; satım bedeli ile gerçek değer arasındaki fark, tek başına muvazaanın kanıtı olmaya yeterli değildir. Bu yüzden başka olgularla desteklenmesi gerekir. Aldatma niyetinin varlığının ispatını destekleyecek olgular örnek olarak şöyle sayılabilir: murisin mallarını satma ihtiyacının olmaması, davalının alım gücünün bulunmaması, murisin ölümüne çok yakın sürelerde taşınmazlarını elden çıkarması için makul neden bulunmaması, ikinci evlilik, erkek çocuk etkeni, küsme, kızma, konuşmama, tarafların özel durumları, bölgenin gelenek ve görenekleri, toplumun eğilimleri, taşınmazın çok yakın zamanda satılmasına rağmen satım bedelinin terekede bulunmaması, az mal satarak çok para elde etmek varken çok mal satarak az para elde edilmesi…
Ezcümle, Muvazaalı işlemin tarafıolmayan tüm mirasçıların dinlenmesi, tapu sicili müdürlüğü ve diğer resmidairelerden getirilecek kayıtlar, uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak kazandırmakonusu malın değer tespiti, murisin aldatma niyetinin varlığının tayininde önemli rol oynar.
- Yargıtay Kararı
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun, 01.04.1974 gün ve ½ sayılı kararı:
Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında, tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin BK. m.18’e dayanarak muvazaalı olduğunu 150 ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan MK. m.507 ve 603.ün sağladığı haklara etkili olmayacağı…”
“Her hakkı saklıdır. Eteysehukuk.com’dan izin alınmaksızın alınan bilgi ve materyaller nedeniyle hukuki ve cezai yaptırımların tesisi için yasal yollara müracaat edilecektir.”
