Giriş

Kanunda öngörülen sebeplerin varlığı durumunda, ayırt etme gücüne sahip ve ergin bir kimsenin fiil ehliyeti mahkeme kararıyla sınırlandırılabilir. Burada kişinin gözetimi, malvarlığının yönetimi ve temsili sağlanır. Kısıtlama kararı ile esasen kişinin fiil ehliyetini rasyonel bir biçimde kullanamayacağı kabul edilerek, kişi kendisine karşı korumaya alınır. Ancak söz konusu yöntemin, kişinin özgürlüğüne yönelen oldukça ağır bir müdahale olduğunu da kabul etmek gerekir.

Türk Medeni Kanununun 406. Maddesi hükmü şöyledir; “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”

Kısıtlılığın fiil ehliyetine doğrudan ve ağır etkisi göz önünde bulundurulduğunda, orantılılık ilkesinden ayrı düşünülemeyeceği açıkça ortadadır. Öncelikli olarak değindiğimiz başlık olan kısıtlama, vesayet hukukundaki öngörülen tedbirlerden en ağırıdır. Orantılılık ilkesi ile göz önünde bulundurulması gereken husus, kişinin içinde bulunduğu durumun doğurduğu sakıncaların daha hafif tedbirle, yasal danışmanlık ile giderilip giderilemeyeceğidir.

Biz bu kapsamda yukarıdaki maddede değinilmiş olan alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı ya da değinilmemiş olan diğer (kumar vb.) kötü alışkanlıklar için başvurulabilecek olan yasal danışmanlık kurumunu ele alacağız. Kötü alışkanlıklar, fiil ehliyetini kısıtlamayı gerektirecek sonuçları mutlak surette doğurmamakla birlikte, kişinin korunmasını gerektirecek boyuta ulaşabilir. Bu noktada belirttiğimiz gibi yasal danışmanlık kurumu devreye alınmalıdır.

Kötü Alışkanlık Kavramı

“Kötü Alışkanlık” kavramına kanunda açık bir tanım bulunmamakla birlikte öğreti ve yargı kararlarında genel olarak; kişinin iradesini zayıflatan, davranışlarını kontrol etmesini güçleştiren ve süreklilik arz eden alışkanlıklar olarak ifade edilmektedir.

Yasal Danışmanlık

TMK m. 429 –“Kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunmasıbakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye belirli işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanır:”

 

İlgili maddede fiil ehliyetinin tam olarak kısıtlanmasını gerektirecek bir sebep bulunmamakla birlikte korunma ihtiyacı duyan ergin bireyler için yasal danışman atanması hususu düzenlenmiştir.

Değinmiş olduğumuz ölçülülük ilkesine hizmet eder nitelikte düzenlenmiş olan yasal danışmanlık kurumu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kişinin kısıtlanmasının özel yaşamına müdahale niteliği taşıdığından hareketle vermiş olduğu kararlara da uyumlu şekilde daha ılımlı bir yaklaşım benimsemektedir.

Yasal Danışmanın Görüşünün Alınabileceği İşler

1. Dava açma ve sulh olma,

  1. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
  2. Kıymetli evrakın alımı, satımı ve rehnedilmesi,
  3. Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri,
  4. Ödünç verme ve alma,
  5. Ana parayı alma,
  6. Bağışlama,
  7. Kambiyo taahhüdü altına girme,
  8. Kefil olma.

Aynı koşullar altında bir kimsenin malvarlığını yönetme yetkisi, gelirlerinde dilediği gibi tasarruf hakkı saklı kalmak üzere kaldırılabilir.”

Maddede belirtilen işler, kişinin maddi ve hukuki varlığına ilişkin hassas nitelikte, geleceği etkileyebilecek işlerdir.

Yasal Danışman Hangi Hallerde Atanır

Yasal danışmanın atanacağı haller Türk Medeni Kanunumuzda sayılı şekilde düzenlenmemiştir. TMK m. 406’de gösterilen alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı somut olayın ağırlığına ve ölçülülük ilkesinin gereksinimine göre burada uygulanabilir.

Yasal Danışmanın Atanması

TMK m. 431 – “Vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar, kayyım ve yasal danışmanın atanmasında da uygulanır.”

Dolayısıyla yasal danışmanın atanmasının takdiri, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Burada hâkim; kişinin yaşam tarzını, kötü alışkanlıklarının durumunu ve hukuki işlemler üzerindeki etkisini değerlendirmelidir. Kişinin kötü alışkanlıklarının fiil ehliyeti üzerindeki hâkimiyetiyle birlikte kendisine verdiği ya da verebileceği zararlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Hâkim burada karar verirken sağlık raporu ve günlük hayatına ilişkin diğer delillerden de yararlanabilir. Bu deliller tek başına belirleyici olmamakla birlikte yardımcı niteliktedir.

Aşağıda açıkladığımız vasinin atanmasına ilişkin kurallar, yasal danışman için de uygulanır biçimde algılanmalıdır.

Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar. Gereken durumlarda, bu görevi birlikte veya vesayet makamı tarafından belirlenen yetkileri uyarınca ayrı ayrı yerine getirmek üzere birden çok vasi atanabilir. Rızaları bulunmadıkça birden çok kimse vesayeti birlikte yürütmekle görevlendirilemez.

Haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet makamı, vesayet altına alınacakkişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve atar. Bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur.

Yasal Danışmanın Yetki ve Sorumlulukları

Yasal danışmanın yetkileri, atandığı türe göre değişiklik göstermektedir. Oy danışmanlığında, atanan kişi sadece görüş bildirme yetkisine sahiptir. Yasal danışmanın rızası veya onayı gerekmese de görüşü alınmaz ise iptal edilebilir bir işlem söz konusu olacaktır.

Yönetim danışmanlığında ise yasal danışman yukarıda sayılan işlemleri tek başına yapabilecektir. Burada danışman, atanmış olduğu malvarlığı değerlerine ilişkin kanuni temsilci konumundadır ve dava açma, yönetme yetkisine sahiptir. Dikkat etmek gerekir ki malvarlığına ilişkin olmayan dava konusunda vesayet makamının izin ve görüşü gerekir.

Yasal Danışmanlık Nasıl Kaldırılır

Yasal Danışmanlık mahkeme kararıyla, mevcut sebeplerin ortadan kalkmasıyla sona erebilecektir. Vesayet makamı yetkilidir.

Yargı Kararları Yaklaşımı

Yargıtay içtihatlarında ve hatta değindiğimiz üzere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, daha hafif koruma tedbirlerinin göz önünde bulundurulması gerekliliği vurgulanmaktadır. Birçok kararda ölçüsüz olarak yasal danışman atanmasının bir hak ihlali ve bozma sebebi olduğu belirtilmiştir.

Değerlendirme

Tüm bu hususlar ışığında belirtmek gerekir ki özgür irade, demokratik toplumlarda öncelik olarak görülmekteyse de kişinin kendisi ve çevresi için koruma altına alınması gereksinimi, dolayısıyla özgür iradesinin kısıtlanması mecburiyeti hâsıl olabilmektedir. Bu durumda polis devletine uygun olacak ağır müdahalelerden kaçınmak, ölçülü tedbirlere başvurmak gerekmektedir. Uygulamada söz konusu tedbirlerin ekseriyetle kişinin diğer aile üyelerinin mirasın zarar görmesi kaygısı sebebiylegündeme geldiği bilinmektedir. Somut olaya göre değişkenlik gösteren ve uzmanlık gerektiren nitelikteki söz konusu uyuşmazlıklar için profesyonel hukuki destek almanızı tavsiye ederiz.

Örnek Kararlar

“Kısıtlanması istenen kişi ile Ergani Devlet Hastanesinden alınan 26.08.2021 tarihli sağlık kurulu raporunda vasi tayinine gerek olmadığı, yasal danışman atanmasının uygun olduğu bildirilmiştir. Aldırılan sağlık kurulu raporunda kısıtlı adayının vesayet altına alınmasını gerektirir bir teşhis olmayıp, bu raporun geçersiz sayılmasını gerektirir herhangi bir somut delil sunulmadığından, mahkemece bu sağlık kurulu raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.”

(Diyarbakır BAM 5. HD., Dosya No: 2022/345, Karar No: 2022/560)

“Kısıtlı adayının savurganlık veya kötü yönetim gösterdiği tespit edilmiş ise de (maddi şart), sosyal şart vasi tayini için yeterli yoğunlukta olmadığından ancak kişinin (kişisel-ekonomik) dar kapsamlı dahi olsa bir fiil ehliyeti sınırlaması ile orantılılık ilkesine uygun bir biçimde korunmasının sağlanması zorunluluğu mevcut olduğundan artık vesayet müdahalesine başvurmaksızın kişiye yasal danışman atanması yoluna gidilmesinin kısıtlı adayının korunması açısından gereklidir.”

(Yargıtay 2. HD., Esas No: 2023/5386, Karar No: 2023/3911)

 

 

Her hakkı saklıdır. Bu yazı içeriğinde yer alan bilgiler, eteysehukuk.com a atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Atıf yapmadan, kısmen veya tamamen alıntı yapılması halinde ilgililer hakkında hukuki ve cezai yollara müracaat edilecektir.