İdarenin sorumluluğu, idarenin üstlenmiş olduğu kamu hizmetlerinin işleyişindeki, örgütlenişindeki, düzenlenişindeki kusur ya da kusursuz sorumluluk hallerinden doğar. İdarenin sorumluluğunu düzenleyen müstakil bir kanun bulunmamaktadır. Bu alan içtihatlarla şekillenmiştir
İdare, kamu gücü ayrıcalıklarına sahiptir. Kamu gücü ayrıcalıklarını kullanabilme yetkisi, beraberinde bu yetkiden doğabilecek zararları da tazmin yükümlülüğünü haliyle getirmiştir.
İdarenin genel kusurluluk hali hizmet kusurudur. Hizmet Kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmette meydana gelen bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilmektedir ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. İdare, ortaya çıkan zarardan, zarar görene karşı bizzat sorumludur. Zarar, idareden talep edilir. Ancak bazı durumlarda idarenin faaliyeti bir zarara neden olmuşsa da, bu zararın ortaya çıkmaması için idare üstüne düşen tüm sorumlulukları yerine getirmiş olabilir. Böyle bir halde kamu görevlisinin kişisel sorumluluğundan bahsedilebilir.
Bu halde rücu söz konusu olacaktır. İdare tarafından kamu görevlisinden kusuru oranında tazmin edilen zarar talep edilir. Burada, zarar görenin kamu görevlisiyle muhatap olmayacağını, zarar görene tazminin idare tarafından yapılacağını belirtmek gerekir. Rücu mekanizması ile kamunun kaynakları korum altına alınmak istenmişse de, zarar görenin ilk olarak idareye başvurması yine kamuyu korumaya yöneliktir. Burada zarar görenin tazminat alacağını garantiye almak amaçlanmıştır. Çünkü ortaya çıkması muhtemel tazminat bazen kamu görevlisinin ödeyebilme kapasitesinin üzerinde olabilmekte ve bu durum zarar göreni ikinci kez mağdur olma riski ile karşı karşıya bırakabilmektedir.
Kamu görevlisinin kişisel kusurundan kaynaklanan bir zararın, devlete ve millete ait olan ekonomik kaynaklar tarafından karşılanmasının yasal zemine oturamayacağını ilk bakışta anlamak mümkündür. Dolayısıyla rücu mekanizması anayasal olarak düzenlenmiştir.
Anayasa (129/5. md) – “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.”
Anayasa (40. md) – “Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”
Rücu davasında öncelikle kamu görevlisinin bir fiili olmalıdır ve bu fiil, yapma veya yapmama şeklinde gerçekleşebilir, bir zarara neden olmuş olmalıdır. Bu zararın da kusurlu bir hareketle doğmuş olması şarttır. İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden birinin söz konusu olması durumunda kamu görevlisine rücu edilemeyecektir. Fiil, zarar ve kusur ölçütlerinin yanında; kamu görevlisinin sorumluluğu, görevi gibi hususlar göz önünde bulundurularak “illiyet bağının” olup olmadığının tespiti yapılmalıdır. Belirtmek gerekir ki, Yargı kararını yerine getirmeyen tüm kamu görevlilerine rücu edilmesi bir zorunluluktur. Konu ile ilgili olarak mazeretsiz olarak bir yargı kararını yasal süreler içerisinde yerine getirmeyerek idareyi zarara uğratan kamu görevlisine rücu edilmesinin gerekli olduğunu belirten Danıştay 10. Dairesinin kararı bulunmaktadır.
Rücu mekanizması, kamu görevlisinin faaliyetleri yürütürken daha özenli ve dikkatli davranmasına yol açar ve bu sebeple zararlara önleyici bir mekanizma görevi görür.
Yukarıda belirtildiği üzere, kamu görevlisinin kusurlarından doğan tazminat davası idarece tazmin edilir ancak daha sonrasında ilgili görevliye rücu edilir. Rücu konusunda Devlet Memurları Kanunu’nda bir düzenleme bulunmamaktadır bu sebeple davalar Adli Yargıda görülmektedir.
Rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisinin bulunup bulunmadığı ve dava açma ehliyeti konularında görüş birliği bulunmamaktadır. Ancak, bizim de katıldığımız görüşe göre, rücu etme konusunda idarenin takdir yetkisi yoktur. İdare, olay içerisinde rücu şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmeli ve gerçekleştiği yönde kanaate varırsa herhangi bir takdir değerlendirmesine girmeden rücu yoluna başvurmalıdır. Bu yönde Danıştay kararları bulunmaktadır. Dava açma ehliyeti hususunda ise, zarar tazmininin tüm toplumu etkilediği bu sebeple rücu etme konusunda tüm toplumun dava açma ehliyeti olduğu yönünde görüşler ve yine bu yönde Danıştay kararları mevcuttur. Bu konuya ilişkin olarak Danıştay; “…Rücu mekanizmasının işletilmesi, kamu kurumunun yetkileri arasında bulunmakla birlikte, idarenin bunu kendiliğinden yapmadığı durumlarda, yurttaşların bunu sağlamak amacıyla idareye başvurmalarına bir engel bulunmamaktadır.
Danıştay’ın rücuya ilişkin bir kararı; “…Öte yandan Anayasanın 129. maddesine ve 657 sayılı yasanın 13. maddesine göre idarenin, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan dolayı ödemek zorunda kaldığı tazminatı yasal yollara başvurarak sorumluluğu saptanan görevlilerden tahsil etmesi gerekmektedir. Olayda davacı hakkındaki suçlamaların ortaya çıkışı aşamasında ve sonraki aşamada görevlilerin ağır kusurları” söz konusu olduğundan, hükmolunan tazminatı ödeyecek olan idarenin, sorumluluğu saptanan görevlilere yasal yollar çerçevesinde rücu etmesi Anayasa ve yasa hükmü gereği bulunmaktadır.”
▪ 2022 yılında Rücu etme konusunda “Sağlık görevlilerine” ilişkin özel bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ile ilgili görevliye rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından karar verilmesi sağlanmıştır. Görevliye rücu edilebilmesi için “görevine gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kasten görevi kötüye kullanma suçu” işlenmesi şartı aranmıştır. İlgili madde şu şekildedir;
“Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir.”
“Her hakkı saklıdır. Eteysehukuk.com’dan izin alınmaksızın alınan bilgi ve materyaller nedeniyle hukuki ve cezai yaptırımların tesisi için yasal yollara müracaat edilecektir.”
