- BİREYSEL HAKLAR İLE VERGİSEL DÜZENLEMELER ARASINDAKİ İLİŞKİ
Kamusal ihtiyaçların karşılanması amacıyla toplanacak olan vergilerin ülke sistemleri içerisinde başarılı, tasarruflu olabilmesi ve en önemlisi bireylerin hak ve özgürlüklerini esas alacak bir biçimde dengeli ve orantılı bir şekilde uygulanabilmesi için hangi yolların izlenmesi gerektiği önem arz etmektedir.
1982 Anayasası’nın “Vergi Ödevi” başlıklı 73. maddesi göz önüne alındığında, vergiye uyumlu bir toplumun oluşturulabilmesi, her şeyden önce adil bir vergi sistemine bağlı olduğu için vergide adaletin sağlanabilmesi adına “kimlerden, hangi şartlar altında ve nasıl vergi toplanabileceği” sorularına etkin bir çözüm bulmak gerektiği görülmektedir. Buna göre:
- Yatay Eşitlik: Aynı ya da benzer durumda olan yükümlülerin “eşitlere eşit muamele ilkesi” gereğince aynı boyutta ve aynı şekilde vergilendirilmesini ifade eder.
- Dikey Eşitlik: Sosyal ve ekonomik durumları birbirinden farklı olan yükümlülerin farklı muamelelere tabi tutulmasını ifade eder.
Böylece, içinde bulundukları duruma göre, bazı bireyler diğerlerine göre daha yüksek vergi ödeyeceklerdir. Burada amaçlanan husus, mükelleflerin birbirlerinden farklı olan kişisel, ailevi ve ekonomik durumlarına ve değişen ekonomik koşullara göre, iktisadi etkinliğin sağlanması adına eşit bir şekilde vergilendirmeyi gerçekleştirmektir. Ayrıca, bireyin özgürlüklerini devlete karşı koruyarak keyfi ve sınırsız ölçülere dayalı uygulamaları engelleyen vergilerin kanuniliği ilkesi ile de hiçbir surette kanunsuz vergi alınamayacağı ifade edilmektedir.
- AİHM KARARLARI IŞIĞINDA VERGİSEL UYUŞMAZLIKLARDA BİREYSEL BAŞVURU YOLU
2010 yılında yapılan Anayasa değişiklikleriyle hukuk sistemimize giren ‘’Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru’’ yolu, şüphesiz vergisel uyuşmazlıklar için de başvurulabilecek bir yargısal yoldur. Bu yola yalnızca vergi yükümlüleri değil, tüm vergi ödevlileri başvurabilecektir. Anayasa Mahkemesi’nin de uygulamada dikkate aldığı, konuya ilişkin bazı AİHM kararlarında esas alınan AİHS hükümleri aşağıda değerlendirilmiştir:
A) Mülkiyet Hakkı
AİHS Ek Protokolün (No.1) birinci maddesinde yer alan mülkiyet hakkına göre,
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
Böylece, mülkiyet hakkına ilişkin güvenceler yanında, devletin, vergilerin ödenmesini sağlamak için gerekli görülen yasaları uygulama hakkı olduğu da kabul edilmektedir. Haksız olarak tahsil edilen verginin özel mülkiyete konu gelir ve serveti azaltıyor olması nedeniyle vergi ihtilafları mülkiyet hakkıyla doğrudan ilişki halindedir. Vergilendirme, devletlerin temel egemenlik alanlarından birisidir ve vergi alanlarını belirleme konusunda devletler geniş yetkilere sahiptir. Fakat, bu yetkinin ayırımcı ve orantısız olarak kullanılması halinde, mülkiyet hakkını ihlal edebilir.
AİHM, Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda kararında, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılan beton mikserine vergi dairesi tarafından el konulması ve satılması işlemini vergi tahsil kanunundan kaynaklanan yetkilerinin kullanılmasının bir sonucu olduğuna ve mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Kararda, Sözleşmenin mülkiyet hakkına ilişkin hükmünde; devletlerin vergilerin ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama hakkının saklı tutulduğu hatırlatılmıştır.
Ferrazzini/İtalya kararında, vergilendirmenin mükellef ile toplum arasındaki kamusal ilişki nedeniyle devletin egemenlik yetkilerinin en somut kullanım alanlarından biri olduğu ve Sözleşmenin mülkiyet hakkına ilişkin hükmünde; devletlerin vergilerin ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama hakkının saklı tutulduğu belirtilmiştir.
National and Provincial Building Society, Leeds Permanent Building Society and Yorkshire Building Society/Birleşik Krallık kararında, yapı kooperatifi üyelerinin, gelir vergisinin yapı kooperatifi tarafından kaynakta kesinti yoluyla tahsil edilmesine ilişkin düzenlemede, geçiş hükümleri nedeniyle Yapı Kooperatiflerinin fazla ödedikleri vergilerin iade edilmesi ancak ödeme tarihi ile iade tarihi arasında faiz ödenmemesi mülkiyet hakkının ihlali olarak görülmemiştir.
S.A. Dangeville/Fransa kararında ise sigorta aracıları tarafından yapılan hizmetleri kapsar şekilde sigorta ve reasürans işlemleri için KDV istisnası sağlanmasına rağmen başvuru sahibinin hataen ödediği KDV’nin iade edilmemesi, kamu yararı ve orantılılık ilkelerini aşan bir müdahaleyle mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.
AİHM, S.A. Dangeville/Fransa, Buffalo Srl in liquidation/İtalya ve Eko-Elda Avee/Yunanistan kararlarında, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin hiç veya zamanında iade edilmemesi veya faiz ödenmeksizin iade edilmesi mülkiyet hakkının ihlali olduğu yönünde içtihatlar geliştirmiştir.
N.K.M./Macaristan kararında, başvuru sahibinin kıdem tazminatı için %98 oranında vergi uygulanması, geçiş dönemi sağlanmaksızın kamu yararı gereklerini aşan orantısız bir uygulama olarak kabul edilmiş ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
B) Adil Yargılanma Hakkı
AİHS’nin 6. maddesinde adil yargılanma hakkı düzenlenmiştir:
“Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir sure içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
AİHM, Ferrazzini/İtalya vb kararlarında, vergi ihtilaflarının mükellef bakımından zorunlu olarak parasal sonuçlar doğurmasına rağmen Sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı için “medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklar” kapsamı dışında kaldığına karar vermiştir. Ancak, Mahkeme, daha sonraki J.B./İsviçre, Janosevic/İsveç ve Jussila/Finlandiya gibi kararlarında, caydırıcılık sağlamak ve cezalandırmak amacıyla vergi suç ve kabahatleri için ilave tarhiyat ve para cezası uygulandığını dikkate alarak bunların cezai yaptırım niteliğinde olduğunu kabul edip adil yargılanma hakkı kapsamında incelemiştir.
Mahkeme içtihatlarının bu gelişim seyri yanında; A.P., M.P. and T.P./İsviçre kararında; murisin vergi kaçırması nedeniyle mirasçılara para cezası uygulanmasını ölüm halinde cezanın düşmesi ilkesi dikkate alınarak masumiyet karinesinin ihlali olarak kabul edilmiştir.
J.B./İsviçre kararında, vergi kaçakçılığı soruşturmasında, bilgi isteme taleplerine cevap vermeyen mükellefe kesilen para cezalarını, hiç kimsenin kendisini suçlayan delil göstermeye zorlanamayacağı ilkesinin ihlali olarak kabul edilmiştir.
J.J./Hollanda kararında, yargı harcının ödenmediğinden bahisle cezai yaptırım içeren vergi davasının reddedilmesi, çekişmeli yargı esaslarını ihlal ettiğinden, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar verildi.
Ruotsalainen/Finlandiya kararında, mükellefin kamyonetinde motorin yerine daha düşük oranda vergiye tabi yakıt yağı kullanması nedeniyle, ilk olarak vergi kaçakçılığı nedeniyle bir para cezasına daha sonra mükellefin ödediği vergi ile ödemesi gereken vergi arasındaki farkın bilgi verilmemesi nedeniyle üç kat olarak istenmesi; aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir.
Sonuç olarak; vergilendirme işlem ve davalarında, AİHS’nin mülkiyet hakkı, ayrımcılık yasağı, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı gibi hükümlerine temas edilebilmektedir. Bu nedenle, vergilendirme ile ilgili işlem ve davalarda da AİHS ve eki protokollerde güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler ihlal edilebilir. Bu çerçevede, vergilendirme ile ilgili işlem ve davalarda; olağan idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesinden sonra, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiası ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilecektir.
Her hakkı saklıdır. Bu yazı içeriğinde yer alan bilgiler, eteysehukuk.com a atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Atıf yapmadan, kısmen veya tamamen alıntı yapılması halinde ilgililer hakkında hukuki ve cezai yollara müracaat edilecektir.
