Doçent, 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu m.3/m-2 de belirtilen tanıma göre; ”Üniversitelerarası kurul tarafından verilen doçentlik akademi ünvanına sahip kişidir.

Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) Nedir?

Üniversiteler Arası Kurul (Makalenin devamında ÜAK olarak anılacaktır.), bir akademik organdır. (2547 S.K. 11/b). Doçentlik, bir akademik unvan olup, bu unvanın kazanılması için yapılan başvuru süreci, ÜAK tarafından yürütülmektedir. Adaylar, doçentlik başvurularını, ÜAK tarafından başka bir tarih belirlenmedikçe, her yıl Mart ve Ekim aylarında, Doçentlik Bilgi Sistemi (Makalenin devamında DBS olarak anılacaktır.) üzerinden yapmakta ve jürilerin atanması, itirazların incelenip değerlendirilmesi gibi süreçler ÜAK tarafından yürütülmektedir. Dolayısıyla, doçentlik başvurusu ve devamındaki sürece ilişkin idari uyuşmazlıklarda, husumet ÜAK’ a yöneltilecektir.

Doçentlik Başvuru Şartları Nelerdir?

Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılmaktadır. Doçentlik başvurusunun şartlarıysa 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Doçentlik Yönetmeliği ile belirlenmiştir. Belirlenen bu şartları sayacak olursak:

1-)Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak.

2-)Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından kanunda belirtilen yeterli puanı almak veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek

3-) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak.

Doçent adayının Doçentlik Bilgi Sistemi üzerinden Üniversitelerarası Kurul’a doçentlik başvurusunu yapmasının akabinde Üniversitelerarası Kurul, doçentlik başvuru şartlarının sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi için adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir.

Doçentlik Başvurusu Değerlendirme Aşamaları Nelerdir?

Doçentlik başvurusu sırasıyla, ’asgari başvuru şartlarının değerlendirilmesi ve bilimsel inceleme’’ aşamalarından oluşmaktadır. Her bir aşama, İdari Yargıda ayrı bir uyuşmazlığın konusunu oluşturabilmektedir. Makalemizde de, bu aşamalar sırasıyla incelenecektir.

* Doçentlik Başvurusunda İlk Değerlendirme Kriteri: Asgari Başvuru Şartlarına Uygunluğun İncelenmesi

Doçentlik için başvuruda bulunan aday, öncelikle asgari şartları sağlayıp sağlamadığı yönünden değerlendirilir. Asgari şartlara ilişkin olarak da, T.C. ÜAK Başkanlığı tarafından belirlenen puanlama kriterlerinin yer aldığı, Asgari Başvuru Şartlarının Sağlandığına İlişkin Bildirim Formu (Beyanname) dikkate alınmaktadır. Başvuru şartlarına ilişkin inceleme ve değerlendirmeyi, ÜAK’ ın görevlendirdiği en az iki profesör yapar. Adayın, doçentlik başvuru şartlarını sağlamadığı iddialarını ise Doçentlik Komisyonu inceleyecektir. Şartları sağlamadığına karar verilen adayın doçentlik başvurusu iptal edilir.

Asgari koşullara ilişkin puanlama, teknik nitelikte bir inceleme olup, bu puanlamada, objektif olarak hareket edilmesi gerekir. Aday, asgari koşulu sağlayıp sağlamadığı noktasında değerlendirilmeden, ikinci aşama olan eser incelemesi aşamasına geçilemeyecektir. Zira asgari şartların sağlanmadığına karar verilirse, adayın doçentlik başvurusu iptal edilir. Bu iptal işlemi de yargı denetimine tabi olup, idari yargıda iptal davası açılabilecektir.

* Bilimsel İnceleme Aşaması

Aday, asgari şartları sağlayıp sağlamadığı noktasında değerlendirildikten sonra, şayet asgari şartların yerine getirildiğine karar verilirse, bu kez, doçentlik sınav jürisindeki asıl ve yedek üyeler, adayın akademik çalışmalarının her birini nitelik ve bilim/sanat alanına katkısı açısından değerlendirir ve ayrıntılı, gerekçeli, kişisel raporlarını hazırlayarak, ÜAK’ a gönderir. Yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya ÜAK tarafından doçentlik unvanı verilir ve doçentlik belgesi düzenlenir. Şayet aday, 5 jüri üyesinin 3’ ü tarafından başarısız bulunursa doçentlik unvanı almaya hak kazanamaz. Bu işlemler de birer idari işlem olduğu için İdari Yargıda iptal davası açılabilir.

İptal Davası Açarken Neleri Hukuki Dayanak Olarak Gösterebiliriz?

Doçentlik başvurusunun reddine dair idari işlem tesis edilirken en sık hataya düşülen nokta ‘’özgünlük’’ kriteridir. ‘’Özgün” kavramından ne anlaşılması gerektiği tartışmalı olup bu aşamada jüri üyelerinin takdir yetkisi devreye girmekte çoğu zaman da bu yetki keyfi ve kötüniyetli kullanılabilmektedir. Özgünlük kavramına yüklenen mana jüri üyeleri arasında farklı değerlendirilebildiği gibi zamana göre de farklı anlamlar kazanabilen bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. jüri üyeleri doçent adaylarının eserlerinin özgün olmadığı yönünde eleştiriler ileri sürerken buna gerekçe olarak ; “zaten daha önce defalarca çalışılmış ve yayın haline getirilmiş, bilim dünyasına herhangi bir katkısı olmayan, yeni ve farklı bir fikri yansıtmayan” yayınlar olarak doçent adaylarının eserlerini nitelendirmektedir. Doçentlik başvurusunun reddine dayanak olarak da çoğu zaman bu kriter gösterilmektedir. Oysa sadece bu ifadelerle oluşturulan değerlendirme raporları ve bu raporlara dayanılarak verilen başvurunun reddi kararları, sebep unsuru açısından hukuka aykırı nitelikte bir idari işlem özelliğini haizdir. Tarafımızca bu gerekçe ile açılan iptal davalarında genellikle mahkemelerin, sebep unsurunun objektif ve net bir biçimde ortaya konulmadığından bahisle başvurunun reddi işlemini iptal ettiği görülmüştür.

Doçentlik sınavının yürütülmesinde gerek Komisyonların ve gerekse jüri üyelerinin mevzuata aykırı olarak takdir yetkilerini kötüye kullanabildikleri de görülmektedir. Hatta takdir yetkilerinin olmadığı aşamalarda dahi bu yetkiyi kullanmaya çalıştıkları görülmektedir. Mevzuattaki açık düzenleme ile birlikte Danıştay tarafından verilmiş kararlara rağmen, doçent adayının husumeti veya menfaati olan jüri üyeleri ile eşleştirilmesi işlemleri, sözlü sınav sürecindeki belirsizlikler ve keyfilikler, jüri üyelerinin; “hakemli dergi”,  “puanlama”, “asgari koşulun sağlanması” ile ilgili hukuka aykırı değerlendirmeleri doçentlik sınav sürecinde karşılaşılan diğer hukuka aykırılıklar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tüm bu ve bunun gibi idari işlemin sıhhatini sakatlayan yaklaşımların var olup olmadığının açılabilecek iptal davalarında dikkatle değerlendirilmesi elzemdir.

 

Her hakkı saklıdır. Bu yazı içeriğinde yer alan bilgiler, eteysehukuk.com a atıf yapılmaksızın kullanılamaz. Atıf yapmadan, kısmen veya tamamen alıntı yapılması halinde ilgililer hakkında hukuki ve cezai yollara müracaat edilecektir.